1/7/2008 ·

Ayrılıklar uyandırmalı kör yüreğimi.
Cehennem yangınlarından
Ölmeden çıktıysa bedenim; artık
Benim olmalıyım, benim.
Yeter yüreğimi bir çift gözün
Ateşine rehin verdiğim. Ateş artığı
Değildir karşılığımız. Pusatını dağ
Sisinden alan, firarını mermisine
Emanet eden bir namludur bu
Eşkıya sevda ki; zulasında asılı
Durur kefenlediği ölümü.
Ellerinin çeliğine su verilmiştir ta
Adem`den beri. Bilir ve intihar
Cüretiyle yoklar yüreğinin tetiğini.
Güneşin kızılca kıyametine çatar
Kuruyan umut dallarını. Yanacaksa
Cehennemden beter yanmalı!
Kim anlar ki eşkıyanın sağlamlığını;
Özleminin çiseyle yıkanmış şafak
Değerini kim? Hani ellerine kuşlar
İnerdi, kardan üşüyen kuşlar...
Bahçen kuş sevinçleriyle inlerdi ay
Şahrud.
Eşkıya yüreğime çığ düştü
Üşüyorum ha...
Aç ellerini.

Geldim mutsuzluğumla
Yürek susuzluğumla
Koynuna al demiyom
eşikte koyma beni
Koynunda yatır demem
Yeter bağışla beni
Aç ellerin gireyim
Sana ömrüm vereyim
Kuruyan dudaklarına
Nefesimi süreyim
Kuruyan dudaklarıma
Nefesini süreyim
Dağlara küs olur mu
Bahara yas olur mu
İki can bir bedenken
Ayrı yatmak olur mu
İki yürek bir canken
Ayrı düşmek olur mu
Biliyorum suçluyum
Kentin kirli suyuyum
Sevmesini bilmiyorsam
Geçmişin sonucuyum
Aç kapıyı gireyim
Sana ömrüm vereyim
Kuruyan dudaklarına
Nefesimi süreyim
Kuruyan dudaklarıma
Nefesini süreyim

20/6/2008 ·

Hani o bırakıp giderken seni
Bu öksüz tavrını takmayacaktın
Alnına koyarken veda buseni
Yüzüme bu türlü bakmayacaktın

Gelse de en acı sözler dilime
Uçacak sanırım birkaç kelime
Bir alev halinde düştün elime
Hani ey gözyaşım akmayacaktın

20/6/2008 ·
Bırakma ellerimi
Bırakma yalnız beni
Son defa seyredeyim
O yaşlı gözlerini

Artık bülbül ötmüyor
Gül dolu pencerede
Yalnız hatıran kaldı
Ah boş kalan çerçevede

Aşkların en güzelini
Yalnız sende bulmustum
Son defa seyredeyım
O yaşlı gözlerini

Artık bülbül ötmüyor
Gül dolu pencerede
Yalnız hatıran kaldı
Ah boş kalan çercevede
20/6/2008 ·

Kâbus dolu günlerin
Gecelerin olsun
Yastığın taştan
Yatağın toprak
Gözlerinde yaş yerine
Kan bulunsun
Çok seviyordun
Böyle mi alçak

Bırakıp kaçmak
Sana yakışır ancak
Senin bir adın yalancı
Bir adın alçak

Acı dostun
Cehennem yurdun olsun
Gittiğin yol tuzak
Yolun uzak
Derdinin dermanı
Ecel olsun
Çok seviyordun
Böyle mi alçak

not: yaa çok ah dolu bi parça çok sevdiğim bi parça ama bu kadar kindar değilim ben yanlış anlaşılmasın :):)

20/6/2008 ·

Çakıl Taşları

Benim çakıl taşlarım var irili ufaklı
Kaybolduğumda yere yayıp yol yaptığım
Çakıl taşlarım var her yerden topladığım
Boşluğa düştüğümde oyunlar yaratıp oynadığım

Benim bir sözlüğüm var unutulmuş bir dil
Oysa ki içinde her şeyin anlamı gizli
Benim bir gözlüğüm var sol camı kırıldı
Taktığım zamanlarda içini gösteren adeta

Sen hiç hiç oldun mu, birden duruldun mu
Bulanıkmış berrakmış her suyu içtin mi
Altında ağ olmadan yerden yükseldin mi
Tam zevkine varmışken birden yere düştün mü sen
Düştün mü sen

Benim hiç boyanmamış dört duvarım var
Çatlaklarından sızıp içinden geçtiğim
Benim hiç yıkılmamış duvarlarım var
Dikkatle baktığımda ardını gördüğüm adeta

Sen hiç hiç oldun mu birden duruldun mu
Bulanıkmış berrakmış her suyu içtin mi
Altında ağ olmadan yerden yükseldin mi
Tam zevkine varmışken birden yere düştün mü sen
Düştün mü sen

Benim bir hikayem var sonunu yazmadığım
Benim bir sevgilim var henüz tanışmadığım
Benim umudum var benim umudum
Benim umudum var benim umudum

Sen hiç hiç oldun mu birden duruldun mu
Bulanıkmış berrakmış her suyu içtin mi
Altında ağ olmadan yerden yükseldin mi
Tam zevkine varmışken birden yere düştün mü sen

« Önceki :: Sonraki »